Hüseyin Kanber Hazretleri (Hüseyin Kanber Efendi), Uşşâkıyye tarikatının günümüze yakın dönemdeki en önemli temsilcilerinden ve silsilenin yaşayan manevi bağlarından biri olan, ömrünü ilahi aşka ve hizmete adamış bir Allah dostudur. İşte Hüseyin Kanber Hazretleri’nin hayatı ve manevi şahsiyeti: 1. Doğumu ve Kökeni Hüseyin Kanber Hazretleri, 1922 yılında Gümülcine’de doğmuştur. Küçük yaşlarda ailesiyle birlikte Türkiye'ye hicret etmiş ve manevi eğitimini Anadolu’nun bereketli ikliminde tamamlamıştır. 2. Manevi İntisabı ve Şeyhleri Hüseyin Kanber Efendi, silsile yoluyla Talibi İrşadi Hazretleri ve Halil Abdülkerim Han gibi büyük zatların neşvesinden beslenmiştir. Sıdk ve Hizmet: Dergâh adabına olan bağlılığı, sadakati ve tevazusuyla bilinir. İcazeti: Uşşâkî yolunun usul ve erkanını bizzat mürşidlerinden devralmış, silsilenin kopmadan günümüze ulaşmasında en önemli halkalardan biri olmuştur. 3. İrşat Üslubu ve Karakteri Onu tanıyanların en çok vurguladığı özelliği, aşırı tevazusu ve "mahviyet" (kendini yok sayma) halidir. Gönül İnsanı: Sohbetlerinde her zaman sevgi, hoşgörü ve "edep" üzerinde durmuştur. Kimseyi kırmayan, her kesimden insanı şefkatle kucaklayan bir tavrı vardı. Zikir ve İbadet: Gecelerini ibadetle, gündüzlerini ise talebe yetiştirmek ve insanların manevi dertlerine derman olmakla geçirirdi. Uşşâkîliğin "Aşk" ve "Cezbe" yolunu bizzat yaşayarak gösteren bir hal ehliydi. 4. Vefatı ve Kabr-i Şerifi Hüseyin Kanber Hazretleri, 22 Ağustos 2016 tarihinde İstanbul'da vefat etmiştir. Naaşı, Fatih Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından büyük bir cemaat eşliğinde, Edirnekapı Sakızağacı Şehitliği'nde bulunan aile kabristanına defnedilmiştir. Manevi Mirası Hüseyin Kanber Efendi, arkasında binlerce seveni ve bu yolu usulüne uygun şekilde sürdürecek dervişler bırakmıştır. Onun hayatı, "tekke ve zaviyelerin kapalı olduğu dönemlerde bile maneviyatın nasıl saf bir şekilde korunabileceğinin" canlı bir örneğidir. Talibi İrşâdî Hazretleri'nden Bir Hikmet Talibi İrşâdî Hazretleri, Uşşâkî neşvesini şu beyitlerle gönüllere nakşetmiştir: "Sıdk ile gelmişiz biz bu kapıya, Can feda kılmışız ulu sevdaya, Uşşâkî bülbülüyüz, konduk bu bağa, Mürşid nazarıyla erdik bekaya." Bu dizeler, yolun temelinin sadakat ve mürşid sevgisi olduğunu, menzile ancak benlikten geçerek ulaşılabileceğini vurgular. 2. Uşşâkîlik Yolunun "On İki Esas"ı Uşşâkîlik, Halvetiyye'nin bir kolu olduğu için manevi eğitimi on iki temel kural (esas) üzerine bina edilmiştir. Bu esaslar dervişin hem iç dünyasını hem de sosyal hayatını düzenler: Tevbe: Geçmiş günahlardan pişmanlık ve bir daha dönmemeye azmetmek. İrade: Mürşide ve Allah yoluna samimiyetle bağlanmak. Zühd: Dünyalık hırs ve geçici zevklerden kalben uzaklaşmak. Sıdk: Her hal ve sözde doğruluktan ayrılmamak. Kanaat: Verilene rıza göstermek, azla yetinebilmek. Sabır: Başa gelen bela ve imtihanlara rıza ile göğüs germek. Zikir: Kalbin ve dilin sürekli Allah'ı anması. Tevekkül: Her işin sonucunda Allah’a tam güvenmek. Rıza: Allah’ın takdirine itiraz etmemek. Muhabbet: Allah ve Resulü’nü her şeyden çok sevmek. Murafebe (Murakabe): Daima Allah’ın huzurunda olduğu bilinciyle yaşamak. Teslimiyet: Kendi iradesini Hak’kın iradesinde yok etmek.