üleyman Vasfi, Galib ve Şemsettin Uşşâkî Hazretleri, Uşşâkıyye tarikatının Cemâliyye koluna mensup, 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başlarında irşat faaliyetlerini sürdürmüş müstesna zatlardır. Bu üç mübarek isim, birbirine el vererek manevi emaneti günümüze taşımışlardır. İşte bu mübareklerin hayatları ve manevi mirasları: 1. Süleyman Vasfi Uşşâkî Hazretleri Silsilede Zühtü Hazretleri’nden sonra emaneti devralan büyük bir mürşiddir. Manevi Kişiliği: "Vasfi" mahlasından da anlaşılacağı üzere, güzel ahlakı ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) vasıflarını hayatına nakşetmesiyle tanınır. Hizmeti: İstanbul’un zor dönemlerinde dervişlerin eğitimiyle bizzat ilgilenmiş, seyr-i sülûk disiplinini büyük bir titizlikle korumuştur. Uşşâkî zikrinin ve usulünün bozulmadan aktarılmasında köprü vazifesi görmüştür. 2. Galib Uşşâkî Hazretleri Süleyman Vasfi Hazretleri’nin en güzide halifesi ve manevi varisidir. Cezbe ve Muhabbet: Galib Efendi, ilahi aşkın (muhabbetullah) kendisinde yoğun bir şekilde tecelli ettiği "cezbeli" bir velidir. Sohbetlerinde dinleyenlerin kalplerini yumuşatan ve onları Allah aşkına yönlendiren bir tesire sahipti. Sıdk ve Sadakat: Şeyhine olan sarsılmaz bağlılığı ile bilinir. Tasavvufta "fena fi’ş-şeyh" (şeyhinde fani olma) mertebesinin örnek şahsiyetlerinden biri olarak kabul edilir. 3. Şemsettin Uşşâkî Hazretleri Galib Efendi’nin halifesi olup, silsilenin yakın tarihteki en büyük halkalarından biridir. Aydınlatıcı Vasıf: "Şems" (Güneş) ismine uygun olarak, ilmi ve maneviyatıyla etrafını bir güneş gibi aydınlatmıştır. Manevi karanlıkların hüküm sürdüğü dönemlerde dahi İslam’ın nurunu gönüllere taşımıştır. İrşadı: Hem zahiri ilimlerdeki derinliği hem de batıni hikmetleriyle tanınmıştır. Dervişlerine her zaman edep, hizmet ve devamlı zikir tavsiyesinde bulunmuştur. Onun dönemi, Uşşâkî neşvesinin sükunet ve vakarla temsil edildiği bir dönemdir.