← Seyyid Hasan Necati Dede (Ks)
ES-SEYYİD HASAN NECATİ EFENDİ (K.S.) (D. 1868-Ö. 1938)
Alemir Rabbani Kutbul Zamani Es-Şeyh Es- Seyyid Hasan Necati Ankaravi Hz. 1868 yılında o dönem itibari ile Ankara sancağına bağlı günümüz itibari ise Kırıkkale ilimizin Balışeyh Kasabasının Hüseyinbey Obası Köyünde dünyaya gelmiştir. Babasının ismi İlyas Efendi'dir. Evlad-1 Rasul olup Seyyiddirler. Seyyid Necati Dedenin çocukluğu ve gençliği doğduğu köy olan Hüseyinbey Obasında geçmiştir. Bilahere askerlik çağına geldiğinde askerliği Edirne'ye çıkmıştır ve bu vesile ile Edirne'ye giden Hasan Necati Dede burada askerliğini yaparken Halvet-i Uşşaki Meşayihinden Mustafa Kanber Baba ile tanışarak bu zata intisab eder. Askerliği ve sonrasında tam dokuz yıl Edirne'de kalarak seyri sulükunu tamamlayıp Mustafa Kanber Babanın elinden icazet alarak bu zatın İç Anadolu Halifesi ünvanıyla memleketine dönmüştür. Necati Dedenin Mürşidi olan Mustafa Kanber Baba son dönem Uşşaki
Piranından Halvet-i Uşşaki Ekolu
İrşadiye Kolunun Müessisi Çanakkale
Kilitbahirde methun bulunan Ahmet
Talibi İrşadi Babanın halifesidir.
Necati Dede icazet aldıktan sonra
memleketi olan Hüseyinbey Obasına dönmüş ve irşad faaliyetlerine başlamıştır. Kısa zamanda bulunduğu yörede Halvet-i Uşşaki nisbetini yayarak binlerce insanın irşadına vesile olmuştur. Binlerce insanın irşadına vesile olduğu gibi Sungurlu'nun Müdü köyünden Hüsnü Gülzari (k.s.), Kırıkkale'nin Yağlı Kasabasından Mehmed Zühdü gibi iki güzide halife yetiştirmiştir. Hasan Necati Dede 1938 yılında memleketi olan Hüseyinbey Obasında dünyasını değiştirip, Rahmeti Rahmana kavuşup oraya sırlanmıştır. Seyyid Necatil Dede, icazetini almadan önce Mustafa Kanber Baba kendisine hilafet vermeyi arzu etmiştir. Tekke usulünden olmak üzere halife adayının erbain yani 40 gün Halvette çile çıkarması gerekmektedir. Bu nedenle Mustafa Kanber Baba, Necati Dedeyi Halvete sokmuştur. Ancak birinci erbainde istenilen netice elde edilememiş olacak ki Necati Dedenin ikinci erbaini çıkartması gerekmiş. İkinci erbainde yarılanmış ancak Necati dedeye bir türlü fütuhat vaki olmamış. Bu duruma canı sıkılan Mustafa Kanber Baba celallenerek Necati Dedeye bir tokat aşk etmiş. Bu tokatla birlikte Necati Dedenin basireti açılarak fütuhat vaki olmuş. Bu duruma çok sevinen Mustafa Kanber Baba; " Bir tokatlık işin varmış, evladım. Bizi bu kadar uğraştırdın. " demiş ve icazetini yazmış. Necati Dede birgün Halifesi Hüsnü Gülzari'ye; "Evladım! Hiç Kayyum ve Kahhar esması okuyan dervişin var mı?" diye sorar. Hüsnü Efendi de;' Var efendim. Sungurlu'nun Karaca Köyünde." der. Daha sonra ki günlerde Necati Dede bu dervişleri görmek kastıyla kimseye haber vermeden Karaca Köyüne gider ve o gün yapılan erkana iştirak eder. Halakanın feyz kapısı denilen yerine oturur. Ancak zikri idare eden ser zakir Necati Dedeyi tanıyamaz ve Necati Dedenin oradan kalkarak başka yere oturmasını ister. Necati Dede hiç itiraz etmeden denileni yapar ve erkan başlar. Nihayet Hu esmasına gelindiğinde ayağa kalkılır ve kıyam zikrine başlanır. Bu esnada Necati Dede halakanın içine dalıp sema etmeye başlar ve ağzından şu beyitler dökülür. Yine gönül arzu eyledi ihvanı, Bilmem nerde aşıkların pazarı, İhvanlar ben sizi görmeye geldim,
Mevlam kalbe eyler nazarı. Bu divanı işiten ihvanlar, bu zatın Necati Dede olduğunu anlamışlar, yaptıkları hataya pişmanda olmuşlar ancak Necati Dede taş atarak; "Hani Kayyum, Kahhar Dervişleri. Daha üstadlarını bile tanıyamadılar. Necati Dede yine birgün bir köye misafir olmuştur. Ancak misafir olduğu hane sahibi misafire gereken ihtimamı göstermemiş hatta Necati Dedenin atına bile yem verilmemiş. Bunun üzerine Necati Dede orada da şu beyitleri okumuş. Yine mihmân gördüm şen oldu gönlüm,
Bir evde kahır olursa misafir gelmez. Mihmânlar sizi bize sefa geldiniz, Çalışır çabalar eksiği bitmez.
Seyyid Necati Dedenin huzurda oturduğu, tesbih ve ibadetle meşkul olduğu yerin zemininin oyulduğu efendinin vefatından sonrada buranın her ne kadar doldurulsada bir şekilde tekrar eski haline geldiği şahitler tarafından nakledilmiştir. Bu durum bu zatın ne derece ibadetli ve taatli bir hayat sürdüğünün açık bir delili olarak aslında bizlere de bir örnek teşkil etmektedir.
Seyyid Necati Dede uzun yıllar irşad hizmetinde bulunmuş birçok insanı irşad etmiştir. Ancak, ulemadan olan ağabeyi Necati Dedenin irfaniyetini anlayamamış olacak ki Necati Dedeye sürekli münkir olmuş. Nihayet Necati Dede vefatı esnasında ağabeyini yanına çağırtarak; "Bak kardeşim. Rabbime kavuşuyorum. Beni filan yere defnedin. Tam bir yıl sonrada kabrimi açın. Eğer çürümüşsem kemiklerimi köpeklere atın. Yok eğer çürümemişsem beni filan yere defnedin." demiş ve vasiyeti aynen yerine getirilmiştir. Kabir açıldığında değil çürümek, kefeninin dahi lekelenmediği müşahede edilmiş ağabeyi ise bu duruma şahit olarak yapmış olduğu hatalardan dolayı pişmaniyet içerisinde kalmıştır.
Necati Dede Hazretleri (Necati Şeşen), Uşşâkıyye tarikatının silsilesinde özellikle Balkanlar ve Anadolu hattındaki manevi köprüyü kuran, Hüseyin Kanber Hazretleri gibi zatlarla aynı manevi iklimi paylaşmış, 20. yüzyılın önemli gönül erlerinden biridir. İşte Necati Dede Hazretleri’nin hayatı ve manevi şahsiyeti: 1. Kimliği ve Kökeni Necati Dede Hazretleri, aslen Gümülcine (Yunanistan) kökenli olup, ömrünü İslam’ın ve tasavvufun hakikatlerini anlatmaya adamıştır. Mübadele ve göç yıllarının zorluklarını yaşamış, ancak bu zorlukları manevi bir olgunlaşma vesilesi kılmıştır. 2. Manevi İntisabı ve Hizmeti O, Uşşâkî silsilesinin sadık bir bendesidir. Genç yaşlarından itibaren mürşidlerinin dizinin dibinde yetişmiş, seyr-i sülûkunu tamamlayarak "Dede"lik makamına, yani irşad ve hizmet yetkisine ermiştir. Tevazu: Necati Dede denilince akla gelen ilk vasıf, tıpkı silsilenin diğer büyükleri gibi mahviyet ve tevazudur. Kendisini hiçbir zaman ön plana çıkarmamış, her zaman "hizmetkar" sıfatını tercih etmiştir. Sohbetleri: Sohbetleri derin bir ilahi aşk ve Peygamber sevgisi içerirdi. Dinleyenlerin kalplerine doğrudan hitap eden, yapmacıklıktan uzak, samimi bir üslubu vardı. 3. İrşat Metodu ve Karakteri Necati Dede, dervişlerine her zaman şu iki esası vurgulardı: Edep ve Sadakat. Dünyadan El Çekme: Maddi imkanlara sahip olsa dahi kalben dünyaya meyil etmemeyi, "el kârda gönül yârda" düsturunu hayatına tatbik etmiştir. İnsan Sevgisi: Her kesimden insanı, günahına veya kusuruna bakmadan şefkatle kucaklardı. Onun yanında herkes kendisini değerli ve huzurlu hissederdi. 4. Vefatı ve Manevi Mirası Necati Dede Hazretleri, irşat vazifesini hakkıyla ifa ettikten sonra vefat etmiştir. Kabr-i şerifi sevenleri tarafından sıkça ziyaret edilmektedir. O, arkasında sadece bir isim değil, Uşşâkî neşvesini yaşayan ve yaşatan bir derviş topluluğu bırakmıştır.